gogle
Cep telefonlarında teknoloji sınır tanımıyor. Aynı anda 2 ayrı hat taşıyabilen telefonlardan sonra şimdi de 3 hatlılar geliyor.
Antalya merkezli Farklı Faal Group, iki ay içinde Türkiye’yi 3 hatlı cep telefonlarıyla tanıştırmaya hazırlanıyor.
Şirket pazara, patentini aldığı kendi markası TTN Mobile D550 markasıyla girecek. Yeni telefonu önemli firmalara çalışan bir elektronik şirketi üretecek. Aynı anda aktif olabilen 3 hatlı telefonların üretimi için 15 Türk mühendis geceli gündüzlü yurtdışındaki bir fabrikada görev yapıyor. Şirket, televizyon özelliği de bulunacak telefonuna ömür boyu garanti verecek. Farklı Faal Group, 3 ay önce de çift hatlı telefonunu piyasaya sürmüştü.
Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Aydın, 3 SİM’li telefonlarla sektörde büyük ses getireceklerini düşünüyor. Pazarda TTN Mobile markası ile 3 aydır var olduklarını belirten Aydın, yıl sonuna kadar model sayısını 6′ya çıkartacaklarını aktardı. Şirketin hedefi 2009 sonunda yüzde 10′luk pazar payına ulaşmak. Türk tüketicinin yabancı marka bağımlılığına son vermek istediklerini ifade eden Aydın, “Hep dışarıdan satın almaktansa, artık dışarıya satan bir ülke konumuna gelmek istiyoruz. ‘Biz niye dünya devi olmayalım?’ sorusunu kendimize çok soruyoruz.” diye konuştu. Kendi markaları TTN Mobile ile bunu başaracaklarına inanan Fikret Aydın, “Türkiye’de insanlar marka bağımlılığı da dahil olmak üzere her şeyi çok rahat unutabilir. Pazara ilk giren Sony Ericsson yerini Nokia’ya bıraktı. Nokia nasıl gelip Türkiye’de ürün satıyorsa, bizim amacımız da Finlandiya’da TTN Mobile’ı satmak.” açıklamasını yaptı. TTN Mobile telefonlarıyla birlikte araç şarjı ücretsiz veriliyor. Ayrıca yedek batarya, 1 GB hafıza kartı, USB kablosu ve kulaklık da standart donanıma dahil. Şirket, 3 ay içinde 25 bin telefon sattı. Fikret Aydın, “D550 modelimizin muadilleri 450 YTL ama biz 299 YTL’den satıyoruz. Aracıları devreden çıkardık.” değerlendirmesinde bulundu.
ZAMAN
Teknoloji, Yunanca τέχνη (sanat) ve λογία (bilmek) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. İnsanoğlunun gereklerine uygun yardımcı alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir. Teknoloji ayrıca, bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgidir.
Bir insan etkinliği olarak teknoloji, insanlık tarihinde bilim ve mühendislikten önce ortaya çıkmıştır. Teknolojinin, bilimin uygulamacı yönü olduğu görüşleri de vardır.
İnsanoğlu tarihler boyunca işlerini kolaylaştırmak için çeşitli aletler geliştirmişlerdir. Örneğin avlanmak ok ve mızrak geliştirmişlerdir. Daha sonraları bu ok ve mızrakları birbirleri ile savaşmak için kullanmışlardır. Ve bu tarih boyunca değişik savaş aletlerinin teknoloji sayesinde geliştirilmesine sebep olmuştur. İlk başlarda ok, mızrak, kılıç ve kalkan kullanılmıştır. Sonraları bu aletler teknolojinin gelişimi sayesinde yerini ateşli silahlara bırakmıştır. Ateşli oklardan bir borunun içinden taş fırlatan barutlu silahlara geçilmiştir. Bu silahlar teknolojik uygulamalar sonunda taş yerine işlenmiş demir fırlatmaya başlamıştır. Ve sonrasında top tüfek gibi daha teknolojik silahlar geliştirilmiştir. Bu sadece teknolojinin savaş alanındaki gelişimidir. Bunun dışında insan yaşamını kolaylaştıran teknolojik gelişmeler vardır. İnsanlar çok önceleri birbirleri ile uzaktan haberleşmek için duman kullanırlardı. Yanan bir ateşten çıkan dumanı değişik belirli şekillerde çıkararak anlamlar çıkarırlar ve böylece anlaşırlardı. Daha sonra değişik metotlar ortaya çıktı. Bir güvercin evde beslenilir ve büyüyünce haberleşilecek eve taşınırdı. Sonra bu güvercinin ayağına bir not bağlanıp havaya salınırdı. Serbest kalan kuşun gideceği ilk yer büyüdüğü ev olacaktır. Büyüdüğü eve gelen güvercin ayağında notu getirecektir. Bu yöntem tarihi kayıtlara ilk posta olarak geçmiştir. Daha sonrasında teknolojinin de sayesinde telefonlar ve İnternet günlük hayatımıza girmiştir. Tüm bunların dışında ulaşım önceleri atla yapılmaktaydı.Teknoloji bu alana da el attı ve tekerlekli araçlar kullanılmaya başlandı. Sonuç, arabalar, bisikletler, uçaklar ve deniz taşıtları.
Wiki
TÜBİTAK, İnternet kullanıcılarını uyardı! Sistemde kritik bir açık var. İşletim sistemleri mutlaka güncellenmeli!
TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye Bilgisayar Olayları Müdahale Ekibi (TR-BOME), internetin temel protokollerinden DNS (Alan Adı Sistemi) protokolünde ciddi bir açık buldu. Kullanıcıların vakit kaybetmeden Alan Adı Sistemi ve işletim sistemlerini güncellemeleri önerildi.
TÜBİTAK’ın yazılı açıklamasında, TR-BOME’nin, bilgisayarlarda bulunan yeni ve kritik bir açıklığı ”Acil” koduyla bildirdiği kaydedildi.
İnternetin temel protokollerinden olan ve IP adresinden alan ismine dönüşmeyi sağlayan DNS protokolündeki açık konusunda alınması gereken önlemlere ilişkin şu bilgilere yer verildi:
”İnternet kullanıcıları, interaktif bankacılık işlemleri, internet üzerinden alışveriş (e-ticaret), e-posta kullanımı gibi birçok aktiviteyi gerçekleştirirken alan adları (örneğin: www.google.com.tr) ile istedikleri internet sayfalarına erişmektedirler. Söz konusu açıklığın saldırgan tarafından kullanıldığı durumda, internet kullanıcısına yazılmış olan alan adının gerçek internet adresinin dışında, saldırgan tarafından belirlenmiş internet adresine yönlendirilme riski doğacaktır.
Bu nedenle Alan Adı Sistemini güncellememiş olan kurumların Alan Adı Sunucuları’ndan faydalanan kullanıcıların mağdur olma riski bulunmaktadır. Söz konusu kurumun internet servis sağlayıcı olması durumunda, risk daha da artmaktadır. Bu açıklığın çözümü için Alan Adı Sistemi güncellemelerinin, kurumların ilgili birimleri tarafından vakit kaybetmeksizin uygulanması gerekmektedir.
Ayrıca, ev kullanıcılarının da bilgisayarlarının işletim sistemi güncellemelerini uygulamaları gerekmektedir. Açıklık ve açıklığın kapatılması ile ilgili detaylı bilgi, Türkiye’nin bilgi güvenliği kapısı olan www.bilgiguvenligi.gov.tr adresinde yer almaktadır.”
Siber korsanlar bilgisayarına saldırdı, ruhu bile duymadı ve olan oldu!
Yaklaşık 7 yıldır devlete ait Massachusetts Eyalet Endüstri Kazaları Bölümü’nde (DIA) araştırmacı olarak görev yapan Michael Fiola’nın bilgisayarının çalınmasının ardından, kurum kendisine yeni bir dizüstü bilgisayarı verdi.
Yaklaşık bir ay sonra DIA’nın bilgi işlem merkezi yetkilileri, Fiola’nın kablosuz internet erişim faturasının, kendisiyle aynı işi yapan arkadaşlarının 4 kat daha fazla olduğunu fark etti. Yapılan ”log” aramasından sonra Fiola’nın bilgisayarında çıplak gözle görünmeyen çocuk pornosu görüntüleri tespit edildi. Fiola işten kovuldu ve durum polise bildirildi, ayrıca hakkında dava açıldı.
Fiola’nın talebi ve mahkemenin başvurusu üzerine bilgisayarı incelemeye alan bilişim uzmanları, ”günü geçmiş antivirüs yazılımı” kullanılan bilgisayardaki görüntülerin kendisi tarafından değil, siber korsanlar tarafından yüklendiği ve bilgisayarın bir sunucu gibi kullanıldığını ortaya çıkardı. Ancak, Fiola, yakın arkadaşlarının bazılarını kaybetmiş oldu.
”ANTİ-VİRÜS YAZILIMLARINIZI GÜNCEL TUTUN”
Dünyanın önde gelen güvenlik şirketlerinden Trend Micro’nın Türkiye Genel Müdürü Erol Alptuna, AA muhabirine yaptığı açıklamada, internete açılan her bilgisayarın tehlike altında olduğunu belirterek ”Kullanıcılar, birçok yeni saldırının sessiz sedasız ilerlemesi nedeniyle bu tehditlerin ciddiyetinin farkında olmuyor. Bu yüzden anti-virüs yazılımlarınızı güncel tutun” dedi.
İnternet üzerinden gerçekleşen tehditlere karşı koruma sağlanmasının hayli zor ve karmaşık bir konu olduğunu anlatan Alptuna, ”Bu tehditlerden etkilenme riskini önemli ölçüde azaltacak araçların ve davranış şekillerinin benimsenmesi ve en yeni tehditlere karşı çok katmanlı, kapsamlı tekniklerden meydana gelen yeni güvenlik çözümleri kullanılması gerekiyor” diye konuştu.
Alptuna, 2005 yılının başından bu yana web tehditlerinde istikrarlı bir artış kaydedildiğini ve Trend Micro’nun global tehdit araştırma destek ağı TrendLabs tarafından yapılan bir araştırmaya göre ”Web tehditlerinin 2005-2007 yılları arasında yüzde 1500′den daha fazla bir artış gösterdiğinin tespit edildiğini” söyledi.
BİLGİSAYARLAR NASIL KORUNACAK
Alptuna, web tehditlerine karşı kullanıcıların alması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
-İster internette sörf yapın isterse bilgisayarınıza dosya yükleyin, giriş noktalarında web tehditlerine karşı koruma sağlayacak ürün ve çözümleri uygulayın.
-Mevcut adres filtreleme ve içerik tarama teknolojilerine ek olarak web güvenliğine yönelik eş zamanlı hizmet veren teknolojilerden faydalanın.
-Özellikle dizüstü bilgisayarınız ile havalimanı, kafe ve benzeri yerlerde güvenliksiz kablosuz ağlardan yararlanırken bilgisayarınızdaki güvenlik yazılımınızın aktif ve güncel olduğundan emin olun.
-Yazılım kurulumu gerektiren web sayfalarına dikkat edin. Güncel bir güvenlik çözümü ile internetten yüklediğiniz tüm programları tarayın.
-Son Kullanıcı Lisans Anlaşması’nı mutlaka okuyun, bilgisayarınıza istenen program haricinde başka programlar yükleniyorsa işlemi iptal edin.
-İnternet hizmet sağlayıcınızdan ağ ve bilgisayar koruması amacıyla sunulan hizmetleri öğrenin.
-Tarayıcınızın alt kısmında kilit simgesi görüntülenen ve güvenliği onaylanmış siteler haricinde kişisel bilgilerinizi internet üzerinde paylaşmayın.
-Microsoft işletim sisteminde bulunan ‘otomatik güncelleme’yi aktif hale getirerek yeni güncellemeleri yükleyin.
-E-postalara dikkat edin. Şüpheli mesajları ve bu mesajların eklerini açmayın. Gönderen kişiyi tanıyor yada güveniyorsanız dahi ekli dosyaları açmadan önce e-posta eklerini mutlaka tarayın.
-Web tehditleri konusunda ailenizi, yakınlarınızı bilgilendirin.”
Sitede şimdiden yüzlerce soru birikti. Farklı konulardaki soruları konunun uzmanları cevaplıyor.
Kurum, uygulamayla kamuoyunda yanlış bilinen olaylara da bilimsel bir dille açıklık getiriyor. Sorulardan bazıları ve cevapları şöyle:
Ağaçların fazla olduğu yerde neden daha fazla yağmur yağar?
Toplumda bazı şeyler hiç sorgulanmadan hemen doğru olarak algılanıyor/kabul ediliyor. Bunlardan biri de ağaçların yağmur yağdırdığıdır. Gerçekte ormanlar yağmur yağmasına neden olamazlar. Bulut ve yağış fiziği derslerimizde anlattığımız yağışın oluşum teorilerinde ormanlar, hiçbir şekilde yer almaz. Ama ormanlar yağışın verimini artırırlar. Diğer bir deyişle, aynı şartlara sahip iki noktanın ağaçlı olanında daha fazla yağış alınır. Bunun nedeni, ormanlık alanda hava daha nemlidir. Ağaçlar buharlaşma ve terleme ile havaya daha fazla nem kazandırır. Nemli bir havada örneğin yere düşen yağmur damlaları (kuru havaya göre) daha az buharlaşmaya uğrar. Bu nedenle, ormanlık bölgede daha fazla ve daha büyük damla küçülüp buharlaşmadan yere ulaşabilir. Özetlemek gerekirse; ağaç olduğu için bir yere yağmur yağmıyor. Aslında, yağmurlu yerde daha fazla orman oluşuyor.
Şimdi bir bardak suyun içine buz koyuyoruz, buz eriyor ve bardaktaki su seviyesi değişmiyor. Seviye değişmediğine göre okyanuslardaki buzların erimesinden neden bu kadar çok korkuyoruz?
Korkulan, denizdeki buzların erimesi değil, küresel ısınma nedeniyle kuzeyde Grönland, güneyde de Antarktika üzerindeki buz kütlelerinin eriyip denizlere akması, deniz suyuna hacmini artıracak yeni kütle girmesi.
Yıldırım neden sivri yerlere düşer?
Çünkü bir iletkendeki en kuvvetli elektrik alanı keskin kenarlarında veya uçlarında oluşur. Bu da sivri uç ve kenar gibi yerleri, yıldırım düşmesi için iyi bir hedef haline getirir.
Güneş, doğarken ve batarken neden aynı renkte görünmez?
Güneş ışığı beyaz görünmekle birlikte, görebildiğimiz bütün renklerdeki ışığın karışımıdır. Eğer bir nesneyi mavi görüyorsak, bunun nedeni, bu nesnenin yalnız maviyi yansıtıp öteki renkleri soğurmasından kaynaklanır. Güneş ışığı, bize ulaşmadan önce kalın bir atmosfer katmanından geçer. Bu sırada bazı renkler atmosfere saçılır. En çok saçılan renk mavi olduğundan, atmosferi mavi görürüz. İçerdiği mavi renk süzülen güneş ışığı, sarıya yakın görünür. Güneş, ufka ne kadar yakınsa, o kadar kalın bir atmosfer katmanını geçer. Bu nedenle güneş, doğarken ve batarken daha kırmızı görünür. Atmosferin geçirgenliği, yalnızca hava katmanının kalınlığına değil, içerdiği su buharı gibi gazlar ve toza da bağlıdır. Bazı günler, güneşin özellikle batarken normalden daha kırmızı ve sönük göründüğünü fark etmişsinizdir. İşte bunun nedeni, atmosferdeki su buharı ve tozdur. Atmosfer, genellikle akşamları daha tozlu olur. Çünkü, yeryüzünün ve havanın gün boyunca ısınması, atmosferde çalkantılara yol açar. Toz tanecikleri de böylece atmosfere yayılır. Bunun yanında, özellikle büyük kentlerdeki kirli hava katmanı da güneş ışınlarını soğurur. Hava kirliliği genellikle akşam saatlerinde arttığından, güneş batarken onun iyice soluk görünmesine yol açar.
Geceleyin hava daha temiz ve hoş kokuya sahip oluyor. Bitkiler geceleyin solunum yapmasına rağmen bu nasıl mümkün oluyor?
Geceleyin bitkilerin daha çok açığa çıkardığı gaz karbondioksittir. Karbondioksit renksiz ve kokusuz bir gazdır. Yılın sıcak yarısında geceleyin havanın daha temiz olması, trafiğin azalmış, birçok işyeri ve küçük işletmelerin kapanmış olmasından kaynaklanabilir.
Kar neden beyaz renklidir? Öğretmenimiz cevabını veremedi.
Bir elma kırmızı görünür; çünkü elma yüzeyi ışıktaki renklerin çoğunu yutar ve sadece kırmızı ışık gözümüze yansıyınca, elma yüzeyini kırmızı olarak görürüz. Benzer şekilde, bir kar kristalinin üzerine güneş ışığı düştüğünde güneş ışığı kar kristali tarafından birkaç kez saçılır. Işığın hiçbir kısmı diğerine nazaran daha fazla yutulmaz ve saçılmaz. Böylece, ışıktaki tüm renkler eşit olarak geri yansıtıldığından karın rengi güneş ışığı gibi beyaz olarak görülür.
Deniz suyu neden tuzludur?
Deniz suyunun okyanusların ilk oluşumuna neden olduğu sanılan ‘igneous kaya’ların erimesi sürecinde oluştuğu varsayılmaktadır. Ancak tavuk yumurta hesabı gibi de olabilen bu bakışa şu açıdan da yaklaşabiliriz. Suyun buzların bir şekilde erimesi sonucunda oluştuğunu düşünelim; jeolojik zaman sürecinde suyun karadaki tuzları çözmesi ve eninde sonunda denizlere taşıması ile denizlerdeki minerallerin seviyesinde yavaş da olsa bir artış olmuştur. Bu olaya güneş enerjisi ile buharlaşma da eklenince bu enerjinin şiddeti ile bağımlı olarak denizlerdeki tuz miktarı artmıştır. Bu olay kutuplarda da aşırı soğuma sonucu olmakta ve deniz suyundan ayrışan buz geride tuzu yoğun deniz suyu bırakmakta ve deniz suyunun tuzluluğunu artırmaktadır. Ancak buzulların erimesi ve nehirler yağış tatlı suyu denizlere sokmakta ve bugün ulaştığımız deniz suyu dengesi uzun zamandan beri korunmaktadır.

6-16 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan 2008 Cenevre Otomobil Fuarı’nda görücüye çıkacak olan sıradışı araç, elektrik motorları ve iki adet pervanesi sayesinde suyun 10 metre kadar altına inebiliyor. Hem karada hem de suyun altında gidebilen ve dönüşümün yalnızca tek bir tuşla yapıldığı otomobilde ‘nefes alma’ sorununa da pratik bir çözüm bulunmuş. Yapmanız gereken tek şey oksijen tüpü kullanmak…
WordPress üzerine kurulmuştur.