Siber korsanlar bilgisayarına saldırdı, ruhu bile duymadı ve olan oldu!

Makale, Teknoloji Haberleri No Comments »

Siber korsanlar bilgisayarına saldırdı, ruhu bile duymadı ve olan oldu!

Yaklaşık 7 yıldır devlete ait Massachusetts Eyalet Endüstri Kazaları Bölümü’nde (DIA) araştırmacı olarak görev yapan Michael Fiola’nın bilgisayarının çalınmasının ardından, kurum kendisine yeni bir dizüstü bilgisayarı verdi.

Yaklaşık bir ay sonra DIA’nın bilgi işlem merkezi yetkilileri, Fiola’nın kablosuz internet erişim faturasının, kendisiyle aynı işi yapan arkadaşlarının 4 kat daha fazla olduğunu fark etti. Yapılan ”log” aramasından sonra Fiola’nın bilgisayarında çıplak gözle görünmeyen çocuk pornosu görüntüleri tespit edildi. Fiola işten kovuldu ve durum polise bildirildi, ayrıca hakkında dava açıldı.

Fiola’nın talebi ve mahkemenin başvurusu üzerine bilgisayarı incelemeye alan bilişim uzmanları, ”günü geçmiş antivirüs yazılımı” kullanılan bilgisayardaki görüntülerin kendisi tarafından değil, siber korsanlar tarafından yüklendiği ve bilgisayarın bir sunucu gibi kullanıldığını ortaya çıkardı. Ancak, Fiola, yakın arkadaşlarının bazılarını kaybetmiş oldu.

”ANTİ-VİRÜS YAZILIMLARINIZI GÜNCEL TUTUN”

Dünyanın önde gelen güvenlik şirketlerinden Trend Micro’nın Türkiye Genel Müdürü Erol Alptuna, AA muhabirine yaptığı açıklamada, internete açılan her bilgisayarın tehlike altında olduğunu belirterek ”Kullanıcılar, birçok yeni saldırının sessiz sedasız ilerlemesi nedeniyle bu tehditlerin ciddiyetinin farkında olmuyor. Bu yüzden anti-virüs yazılımlarınızı güncel tutun” dedi.

İnternet üzerinden gerçekleşen tehditlere karşı koruma sağlanmasının hayli zor ve karmaşık bir konu olduğunu anlatan Alptuna, ”Bu tehditlerden etkilenme riskini önemli ölçüde azaltacak araçların ve davranış şekillerinin benimsenmesi ve en yeni tehditlere karşı çok katmanlı, kapsamlı tekniklerden meydana gelen yeni güvenlik çözümleri kullanılması gerekiyor” diye konuştu.

Alptuna, 2005 yılının başından bu yana web tehditlerinde istikrarlı bir artış kaydedildiğini ve Trend Micro’nun global tehdit araştırma destek ağı TrendLabs tarafından yapılan bir araştırmaya göre ”Web tehditlerinin 2005-2007 yılları arasında yüzde 1500′den daha fazla bir artış gösterdiğinin tespit edildiğini” söyledi.

BİLGİSAYARLAR NASIL KORUNACAK

Alptuna, web tehditlerine karşı kullanıcıların alması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

-İster internette sörf yapın isterse bilgisayarınıza dosya yükleyin, giriş noktalarında web tehditlerine karşı koruma sağlayacak ürün ve çözümleri uygulayın.

-Mevcut adres filtreleme ve içerik tarama teknolojilerine ek olarak web güvenliğine yönelik eş zamanlı hizmet veren teknolojilerden faydalanın.

-Özellikle dizüstü bilgisayarınız ile havalimanı, kafe ve benzeri yerlerde güvenliksiz kablosuz ağlardan yararlanırken bilgisayarınızdaki güvenlik yazılımınızın aktif ve güncel olduğundan emin olun.

-Yazılım kurulumu gerektiren web sayfalarına dikkat edin. Güncel bir güvenlik çözümü ile internetten yüklediğiniz tüm programları tarayın.

-Son Kullanıcı Lisans Anlaşması’nı mutlaka okuyun, bilgisayarınıza istenen program haricinde başka programlar yükleniyorsa işlemi iptal edin.

-İnternet hizmet sağlayıcınızdan ağ ve bilgisayar koruması amacıyla sunulan hizmetleri öğrenin.

-Tarayıcınızın alt kısmında kilit simgesi görüntülenen ve güvenliği onaylanmış siteler haricinde kişisel bilgilerinizi internet üzerinde paylaşmayın.

-Microsoft işletim sisteminde bulunan ‘otomatik güncelleme’yi aktif hale getirerek yeni güncellemeleri yükleyin.

-E-postalara dikkat edin. Şüpheli mesajları ve bu mesajların eklerini açmayın. Gönderen kişiyi tanıyor yada güveniyorsanız dahi ekli dosyaları açmadan önce e-posta eklerini mutlaka tarayın.

-Web tehditleri konusunda ailenizi, yakınlarınızı bilgilendirin.”

Çin de uzayda yürüyüş hazırlığında

Makale, Teknoloji Haberleri No Comments »

Sitede şimdiden yüzlerce soru birikti. Farklı konulardaki soruları konunun uzmanları cevaplıyor.
Kurum, uygulamayla kamuoyunda yanlış bilinen olaylara da bilimsel bir dille açıklık getiriyor. Sorulardan bazıları ve cevapları şöyle:

Ağaçların fazla olduğu yerde neden daha fazla yağmur yağar?

Toplumda bazı şeyler hiç sorgulanmadan hemen doğru olarak algılanıyor/kabul ediliyor. Bunlardan biri de ağaçların yağmur yağdırdığıdır. Gerçekte ormanlar yağmur yağmasına neden olamazlar. Bulut ve yağış fiziği derslerimizde anlattığımız yağışın oluşum teorilerinde ormanlar, hiçbir şekilde yer almaz. Ama ormanlar yağışın verimini artırırlar. Diğer bir deyişle, aynı şartlara sahip iki noktanın ağaçlı olanında daha fazla yağış alınır. Bunun nedeni, ormanlık alanda hava daha nemlidir. Ağaçlar buharlaşma ve terleme ile havaya daha fazla nem kazandırır. Nemli bir havada örneğin yere düşen yağmur damlaları (kuru havaya göre) daha az buharlaşmaya uğrar. Bu nedenle, ormanlık bölgede daha fazla ve daha büyük damla küçülüp buharlaşmadan yere ulaşabilir. Özetlemek gerekirse; ağaç olduğu için bir yere yağmur yağmıyor. Aslında, yağmurlu yerde daha fazla orman oluşuyor.

Şimdi bir bardak suyun içine buz koyuyoruz, buz eriyor ve bardaktaki su seviyesi değişmiyor. Seviye değişmediğine göre okyanuslardaki buzların erimesinden neden bu kadar çok korkuyoruz?

Korkulan, denizdeki buzların erimesi değil, küresel ısınma nedeniyle kuzeyde Grönland, güneyde de Antarktika üzerindeki buz kütlelerinin eriyip denizlere akması, deniz suyuna hacmini artıracak yeni kütle girmesi.

Yıldırım neden sivri yerlere düşer?

Çünkü bir iletkendeki en kuvvetli elektrik alanı keskin kenarlarında veya uçlarında oluşur. Bu da sivri uç ve kenar gibi yerleri, yıldırım düşmesi için iyi bir hedef haline getirir.
Güneş, doğarken ve batarken neden aynı renkte görünmez?
Güneş ışığı beyaz görünmekle birlikte, görebildiğimiz bütün renklerdeki ışığın karışımıdır. Eğer bir nesneyi mavi görüyorsak, bunun nedeni, bu nesnenin yalnız maviyi yansıtıp öteki renkleri soğurmasından kaynaklanır. Güneş ışığı, bize ulaşmadan önce kalın bir atmosfer katmanından geçer. Bu sırada bazı renkler atmosfere saçılır. En çok saçılan renk mavi olduğundan, atmosferi mavi görürüz. İçerdiği mavi renk süzülen güneş ışığı, sarıya yakın görünür. Güneş, ufka ne kadar yakınsa, o kadar kalın bir atmosfer katmanını geçer. Bu nedenle güneş, doğarken ve batarken daha kırmızı görünür. Atmosferin geçirgenliği, yalnızca hava katmanının kalınlığına değil, içerdiği su buharı gibi gazlar ve toza da bağlıdır. Bazı günler, güneşin özellikle batarken normalden daha kırmızı ve sönük göründüğünü fark etmişsinizdir. İşte bunun nedeni, atmosferdeki su buharı ve tozdur. Atmosfer, genellikle akşamları daha tozlu olur. Çünkü, yeryüzünün ve havanın gün boyunca ısınması, atmosferde çalkantılara yol açar. Toz tanecikleri de böylece atmosfere yayılır. Bunun yanında, özellikle büyük kentlerdeki kirli hava katmanı da güneş ışınlarını soğurur. Hava kirliliği genellikle akşam saatlerinde arttığından, güneş batarken onun iyice soluk görünmesine yol açar.

Geceleyin hava daha temiz ve hoş kokuya sahip oluyor. Bitkiler geceleyin solunum yapmasına rağmen bu nasıl mümkün oluyor?

Geceleyin bitkilerin daha çok açığa çıkardığı gaz karbondioksittir. Karbondioksit renksiz ve kokusuz bir gazdır. Yılın sıcak yarısında geceleyin havanın daha temiz olması, trafiğin azalmış, birçok işyeri ve küçük işletmelerin kapanmış olmasından kaynaklanabilir.

Kar neden beyaz renklidir? Öğretmenimiz cevabını veremedi.

Bir elma kırmızı görünür; çünkü elma yüzeyi ışıktaki renklerin çoğunu yutar ve sadece kırmızı ışık gözümüze yansıyınca, elma yüzeyini kırmızı olarak görürüz. Benzer şekilde, bir kar kristalinin üzerine güneş ışığı düştüğünde güneş ışığı kar kristali tarafından birkaç kez saçılır. Işığın hiçbir kısmı diğerine nazaran daha fazla yutulmaz ve saçılmaz. Böylece, ışıktaki tüm renkler eşit olarak geri yansıtıldığından karın rengi güneş ışığı gibi beyaz olarak görülür.

Deniz suyu neden tuzludur?

Deniz suyunun okyanusların ilk oluşumuna neden olduğu sanılan ‘igneous kaya’ların erimesi sürecinde oluştuğu varsayılmaktadır. Ancak tavuk yumurta hesabı gibi de olabilen bu bakışa şu açıdan da yaklaşabiliriz. Suyun buzların bir şekilde erimesi sonucunda oluştuğunu düşünelim; jeolojik zaman sürecinde suyun karadaki tuzları çözmesi ve eninde sonunda denizlere taşıması ile denizlerdeki minerallerin seviyesinde yavaş da olsa bir artış olmuştur. Bu olaya güneş enerjisi ile buharlaşma da eklenince bu enerjinin şiddeti ile bağımlı olarak denizlerdeki tuz miktarı artmıştır. Bu olay kutuplarda da aşırı soğuma sonucu olmakta ve deniz suyundan ayrışan buz geride tuzu yoğun deniz suyu bırakmakta ve deniz suyunun tuzluluğunu artırmaktadır. Ancak buzulların erimesi ve nehirler yağış tatlı suyu denizlere sokmakta ve bugün ulaştığımız deniz suyu dengesi uzun zamandan beri korunmaktadır.

GELECEĞİN OTOMOBİLLER SU ALTINDA’DA GİDEBİLECEK

Enteresan Ürünler, Makale, Teknoloji Haberleri No Comments »

SU ALTI ARACI

6-16 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan 2008 Cenevre Otomobil Fuarı’nda görücüye çıkacak olan sıradışı araç, elektrik motorları ve iki adet pervanesi sayesinde suyun 10 metre kadar altına inebiliyor. Hem karada hem de suyun altında gidebilen ve dönüşümün yalnızca tek bir tuşla yapıldığı otomobilde ‘nefes alma’ sorununa da pratik bir çözüm bulunmuş. Yapmanız gereken tek şey oksijen tüpü kullanmak…

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş